|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Şu an sitede, 3 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.
Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz. |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| Pazartesi | 50 |
| Salı | 52 |
| Çarşamba | 59 |
| Perşembe | 11 |
| Cuma | 13 |
| Cumartesi | 42 |
| Pazar | 87 |
| Toplam: | 37914 |
| En Çok: | 187 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Üyelerimize teşekkür ederiz...
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
HAYIR'DA HAYIR VARDIR !..
|
|
|
|
|
|
|
ARŞİVLERDEN SEÇMELER Ahmet SALTIK |
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Değerli Okuyucumuz,
"İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye", değerli araştırmacı-yazar Erol Ulubelen'indir..
Bize, yakın tarihin maalesef kasıtla karartılan, dolayısıyla dezenformasyona zemin hazırlanan karanlık sayfalarından ışık tutar Sn. Ulubelen. Emperyalist yarasalar, hem insanlık tarihini doymaz sömürüleri ile dolayısıyla onun türetimi kan ve gözyaşıyla, toplu kırımlarla kirletirken, hem de yapıp ettiklerini salar ve utanmadan oturur bir de resmi tarih yazarak kendilerini sözde asil, uygar, kahraman, insanlığın kurtarıcısı vs. olarak ilan ederler. Hiç çekinmeden yalan söyler, Tarih bilimini buna alet ederler.
Bu yüzdendir ki, Büyük Atatürk,
"Tarihi yazan yapana sadık kalmazsa gerçekler büsbütün altüst olur.." buyurmuştu.
Anıtkabir müzesinde görüyoruz ki, ayrıntılı okluduğu 4 bin kitabın 2 bini tarih, 1200'ü Dil ve kalanı da askerlik
ve öbür konulardadır. Bu bağlamda Türk Tarih Kurumu'nu kurmuş (Türk Dil Kurumu'na ek olarak),
kalıtının bir bölümünü özerk bu 2 Kuruma bırakmıştı. Maalesef 12 Eylül 1980 rejimi, bu özerk 2 araştırma kurumunu, Atatürk'ün vasiyetini çiğneyerek birer devlet dairesine dönüştürmüştür.
(12 Eylül 2010'da yapılacak Halkoylamasında bu konuda bir düzeltme var mıdır ? Ne gezer ? Taşeron AKP, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'yı güdümüne alma buyruğunu hile ile aldatma ile yerine getirme çırpınışı içinde.. Halkımız 12 Eylül 2010'da HAYIR diyerek bu çok tehlikeli oyunu mutlaka bozmalı..)
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Duydum ki, "siz kazandınız, tamam" deyip gericilere havlu atmakta ve neredeyse
ülkeyi terk etmeye hazırlanmaktasın..
Bu bir geçici panik atak davranışı, tepkisel açık ki..
2 derin soluk alan Fazıl Say, eminim kendine gelecektir.
Yüce Ataürk'ün 4 sözünü unutmayalım :
1. Efendiler, her şey olabilirsiniz, hatta Cumhurbaşkanı bile olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız..
(Sen o rütbeye eriştin, ulusun yüzakı oldun..)
2. Sanatsız kalan bir milletin yaşam damarlarından bir kopmuş demektir.
(Toplum zaten sanat fukarası, bir de senin gibi ender yetişen bir evladının ürünlerinden yoksunluk?)
3. Bütün ümidim gençliktedir..
(Sen de o gençlerden birisin, sakın unutma!)
4. Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir.
Fikirlerimi inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve
inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki;
bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur...
(Gördün mü, Atatürk nasıl inançlı, kararlı ve umutlu; çok net. Türkiye Atatürk’tür, tersi de doğrudur.)
Sessiz çoğunluk seni seviyor ve sayıyor.. Bunu sen de çok iyi biliyorsun.
Ama birileri orantısız düzeyde çok gürültü çıkarıyorlar..
Lütfen sebat..
Büyük Atatürk'ün aydınlığını bu ülkeden yok etmeye kimsenin gücü yetmeyecek..
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Sevgili Dr. Şükrü ASLAN kardeşim,
Dün akşam NTV programınızı, -eleştirenleri de saygı ile karşılamakla birlikte-
ben çok başarılı buldum.
Teknik ayrıntılara egemen değilim. Bu konularda uzmanlar da yer yer derin çelişkilere
ve açmaza düşebiliyor. Sanırım alandaki karartma, arşiv sorunları vb. bunda belirleyici.
Elde olduğu ölçüde sergilediniz, eksik olmayın.
Prof. Ergün Aybars hoca da her zamanki gibi ağırbaşlı idi. Saldırgan bir resmi asla tarihçi olmadı. Ama ortaya koyduğu belgeler ve sorduğu sorular da sıkı ve yerindeydi, bilimseldi.
Sayın Oğuz Haksever her zamanki gibi NTV’nin ve hepimizin "hakseveri" di, sağolsun..
Siz 3 arkadaşın her şeyden önce efendiliği, saldırgan olmayan ama mağduru sırıtarak oynayan olmaktan da çok uzak tutumları başlıca inandırıcılık kaynağı oldu.
Hele senin bir ara Aybars hocaya "siz bu litertatüre biraz uzaksınız.." dokundurman kaydedilmeli..
Hem zarif hem ağırdı. Hoca da ters yanıt vermedi ama çok boş olmadığını sizler de biliyorsunuz.
Hukukçu arkadaş fazlası ile “mülayim” idi.. Tokatı vur, ekmeği ağzından al.. Buna gerek var mı?
Hanım arkadaş çok başarılı idi. Sözlü tarih çalışmalarını ustalıkla ve hiç ama hiç kolay olmayan
bir biçimde sürekli gülümseyen bir yüzle aktardı.
Fatura esas olarak Celal Bayar'ındır. Bu husus vurgulanmalıdır gerekirse.
İnönü’nün Dersim Raporu neden kadük kalmıştıır ve Bayar şahinleşmiştir, yanıtlanmalıdır.
Son bölümde “istemler” de çok dengeliydi.
Uzmanlık alanı “Toplum Hekimliği” (Halk Sağlığı) olan bir arkadaşınız olarak profesyonel sorumluluk (ve de yetki ile doğallıkla) belirtmek zorundayım ki; toplumun ruh sağlığı, sosyal barış, birlikte yaşam için :
Adil bir Barış olmalı..
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Değerli Yurttaşlarımız !
İP Genel Başkanı Sn. Doğu Perinçek'in muhteşem yazısını size sunuyorum..
“Adam” hapiste ama, ülkemize yine de müthiş hizmeti oluyor!
Helâl olsun..
İnanılmaz bir birikim, muazzam bir zekâ ve harman mı harman bir yürek..
İşte bu Türkiye sevdasıdır..
Bravo Sayın Doğu Perinçek'e, helal olsun ..
Türkiye için yaşamsal HALKOYLAMASI'nın yazgısını değiştirebilecek bir yazı..
12 Eylül Halk oyu “EVET” çıkarsa Türkiye bölünür!
Bu artık acı ve açık bir gerçek..
Öyleyse bu lanetli kanlı gidişi mutlaka durdurmalıyız..
İP Genel Başkanı Sayın Doğu Perinçek'in bu görkemli uyarısını herkes okumalı..
Sn. Bahçeli ve Sn. Kılıçdaroğlu tez elden bu temayı işlemeye başlamalılar bence..
Biz de yıllardır bu akıl almaz durumu yazdık, işledik hep..
- Akıllara ziyan durum,
- Akıl tutulması yaşayan Türkiye’m
- Paralize (felç) edilen ülkem ve insanım..
Söylemlerini acıyla kıvranarak yineleyip durduk..
Ama artık demini buldu.. RTE 34 kez “BOP eşbaşkanıyız..” dedi.
BOP = Türkiye’yi bölme planı, haritalar ortada..
RTE, işte bu Türkiye’i bölme planı için ABD Başkanı ile ortak!
(A. Gül de gizli anlaşmalara imza koydu..)
RTE zoru görünce yadsımak zorunda kaldı..
“Eşbaşkanım dedin..” diyenlere (Doğu Perinçek’e!) açtığı davaları yitirdi..
Kıyamet gelip çatmıştır : Şimdi hesap saatidir..
Davran Türkiyem, sağduyunu, dahası savunma refleksini koy
ve seni bölmek isteyenlere son anda,
uçurumun eşiğinden dönerek engel ol..
Yalnız taşeronları tasfiye etmekle kalma;
Atlantik ötesinden işverenlerin de hevesi kursaklarında kalsın..
Ülkeni ve ulusunu böldürme..
Türk-Kürt kardeştir, kalleş oyuna gelme..
Sorunlarımızı yine ve ancak biz, bütünlük içinde çözeriz;
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
AYDINLANMA: Yine AKP Eliyle Bir Büyük Emperyalist Oyun Daha !.. |
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
12 Eylül 2010'da yapılacak Anayasa değişiklikleri referandumunda ADD'nin kurumsal olarak bir tutum benimseyememesi ve eylemli girişim içinde olamaması kabul edilemez.
ADD kurucularından Sn. Prof.Dr. Mustafa ALTINTAŞ'ın itirazına büyük ölçüde katılmaktayım.
"Kamu yararına dernek" olmak, yapıp edeceklerinin "iktidar tarafından vesayet altına alınması" demek değildir.
Dernekler Yasası ve demokratik özgürlükler kapsamında, iktidarın kimi uygulamalarının -örneğimizde Anayasa değişikliklerinin- kamu yararına olmadığını söyleyerek halkı uyarması tam da kamu yararına hizmet demek olabilir. İktidarların her yaptıklarının kamu yararına olduğunu varsaymak, ancak totaliter rejimlerde, faşizmde, teokrasilerde olabilir.
1982 Anayasası'nın "A. Dernek kurma hürriyeti" yan başlığı altındaki maddesi aşağıdadır :
MADDE 33. – (Değişik: 23.7.1995-4121/2 md.; 3.10.2001-4709/12 md.)
......
Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
....
Dernek kurma özgürlüğünü sınırlama gerekçeleri Anayasada bellidir. Bu sınırlar aynı zamanda derneklerin etkinliklerinin de anayasal çerçevesidir. Md. 33'te yazılan gerekçeler dışında dernek etkinlikerinin sınırlandırılmış olduğu yorumu yapılamaz. "Kamu yararına dernek olma statüsü", anayasal özgürlük kapsamında etkinlikler yerine getirilirken kamunun engeliyle değil, kamunun koruması ile buluşmak demektir.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
K A M U O Y U N A D U Y U R U
Türkiye’de toplumun kaygı verici ölçüde kutuplaşmaya sürüklendiği bu süreçte,
BİR TOPLUM SÖZLEŞMESİ olan anayasa değişikliği için, olmazsa olmaz olan
ASGARİ UZLAŞMA ortamı sağlanmamıştır. Bu durum ANAYASAL GELENEKLERE aykırı olduğu gibi
tümüyle iktidar partisine ilişkin ÖZNEL nedenlere dayanmaktadır.
Bu süreç KATILIMCILIK ve ÇOĞULCULUKTAN uzak ve öbür siyasal partilere, sivil toplum örgütlerine,
meslek odalarına kısaca ULUSUMUZA DAYATMAYA dönüşmüştür.
Bu girişimin, Türkiye’de olağanüstü dönemler dışında İLETİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜ, ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ ve
ADİL YARGILANMA HAKKI gibi en temel hak ve güvencelerin en ağır ve sistematik biçimde ihlal edildiği
bir iktidar döneminde ve bu iktidar partisi tarafından başlatılmış olması kaygıları daha da artırmaktadır.
Türkiye’de YARGI BAĞIMSIZLIĞI’nı daha da güçlendirmek yönünde öncelikli ve zorunlu olarak
yapılması gereken, köklü REFORMLARA GEREKSİNİM varken, salt HSYK ve ANAYASA MAHKEMESİ gibi
yargının üst kurumlarında yapısal değişikliğe gitmenin bir yargı reformu olarak tanımlanması olanaksızdır.
Siyasal iktidarın özellikle son yıllarda YARGI BAĞIMSIZLIĞI, GÜÇLER AYRILIĞI ve HUKUK DEVLETİ ilkeleri ile bağdaşmayan bir tutum içinde olduğu, YARGIYI kuşattığı ve Adalet Bakanlığı’nın HSYK’nın çalışmalarını
bilinçli olarak engellediği kamuoyunca endişeyle izlenmektedir.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
Ahmet SALTIK: Sayın Başkan Emine Ülker Tarhan, YARSAV Başkanı |
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Sayın Başkan Emine Ülker Tarhan, YARSAV Başkanı
Az önce (6 Haziran 2010, 16:00 – 17 : 00 arasında ) Halk TV'de Cumhuriyetçi Kadınlar Derneği
Genel Başkanı Sn. Av.Şenal Saruhan'la programınızı izledim. Adalet duygunuz ve ülkeseverliğiniz için
sizi ve çalışma arkadaşlarınızı, Sn. Ömer Faruk Eminağaoğlu'nu gönülden kutluyorum.
Seferberlik düzeyinde aydınlatma çabalarınızı alkışlıyorum. Edirne konuşmanız da ekrana geldi o arada..
Ne denli yoğun bir program yapmışsınız; tüm ülkeyi dolaşacaksınız, öyle de yapılmalı.. Bravo!
Biz de 1996-2010 arasında, ADD adına görsel olarak 1375 AYDINLANMA konf. verdik ülke içinde ve dışında.
Yönetim Kurulu üyeleriniz de çok özverili. TV'lerden, salonlardan izliyoruz. Hepiniz sağolunuz..
Çabalarınızı sürdürünüz, ülkemiz aydınlığa çıkacaktır.
Sakın umudunuzu yitirmeyiniz.. Yüce ATATÜRK’ün şu sözlerini anımsayalım :
n “İnsanlığa yönelmiş fikir hareketi ergeç başarıya ulaşacaktır. Bütün mazlum milletler,
zalimleri bir gün yok edecek ve ortadan kaldıracaktır. O zaman dünya yüzünden zalim ve mazlum sözcükleri kalkacak, insanlık kendisine yakışan bir sosyal duruma erişecektir.” (Atatürk’ün SD II, s.29)
n Bir ulus varlığını ve bağımsızlığını korumak için, düşünülebilen girişim ve özveriyi yaptıktan sonra
mutlaka başarır. Ya başaramazsa demek, o ulusu ölmüş saymak demektir.
Öyle ise, ulus yaşadıkça ve özverili girişimlerini sürdürdükçe başarısızlık söz konusu olamaz..
[Yüce ATATÜRK’ün ABD’li General Harbour’a yanıtı.. ]
web sitenizde anayasa değişikliklerinin sakıncalarını ŞEMATİK olarak açıklamanız iyi olur.
Az eğitimliler de rahatlıkla anlasınlar.. Hangi düzenleme ne getiriyor, neden sakıncalı??.
Görsel olsun, soyut kalmasın.. Hatta animasyonlu olsun, interaktif olsun..
Diyagramlar, şemalar çizerek anlatınız lütfen..
Kısa bir Broşür hazırlamak ve dağıtmak da etkili bir yöntem.
TBMM’de güçlükle dağıtılan kitapçık elbette çok önemli ama teknik ve hedef kitlesi vekiller.
Halkın elinde, cebe sığacak boyutlarda, rahat anlaşılır bir broşür çok iyi olur.
e-ileti olarak pek çok kişi ve kuruma bu vb. içeriklerin yollanması da bir kamouyu oluştırma tekniğidir..
Bana düşen bir görev olursa yanınızdayım.
Gönülden dayanışma duyguları ve teşekkürlerimle.
Sevgi ve saygı ile.
6 Haziran 2010, Ankara.
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı / Toplum Hekimliği Uzmanı
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Genel Başkan Eski Yard.
www.ahmetsaltik.com (Lütfen izleyin, önerin..)
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
Ahmet SALTIK: Çok Değerli Komutanlarımızın Saygıdeğer Eşleri, çocukları.. |
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Tomris hanım (tomris.61@gmail.com),
Çok Değerli Komutanlarımızın Saygıdeğer Eşleri, çocukları..
Hanımefendiler...
(oybirligi@googlegroups.com adresine gelen 04.06.2010 tarihli iletinize yanıttır..)
Duygularınzı ve acılarınızı derin bir empati ile paylaşıyorum. Zor, çok zor dönemlerden geçiyoruz..
Yüce ATATÜRK'ümüz;
" Biz esinlerimizi gökten ve görünmeyenden değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen,içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız
Türk ulusu ve bir de uluslar tarihinin binbir facia ve acı kaydeden yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır."
demişti.
Dolayısıyla, kahramanlarınızın / kahramanlarımızın çektiği tarifsiz acılar ve paylaştıklarımız;
yepyeni bir kurtuluşun (Exodus) esinlerini tohumluyor yüreklerimizde ve beynimizde ve de
tarihin dölyatağında... Yani, boşuna değiller kesinlikle.
Güzel günlerin doğum sancılarıdır..
Kahramanlarınız / Kahramanlarımız aslında görevdeler !
Bir başka kıta hizmeti görmekteler. Bilmem kaçıncı karargah nöbetindeler.
O denli çok hizmet etmekteler ki ülkemize, bu kurgunun senaristlerinin hayal güçlerini,
zekâlarını çoook aşkın.
Tarihsel bumerang gibi geri tepecek hiç kuşkunuz olmasın..
Eytişimin şaşmaz evrensel kuralıdır, adeta sosyal bilimlerin termodinamik yasaları hükmündedir ki; hiçbir şey nedensiz değildir ve hiçbir şey de karşılıksız kalmaz..
Yeter ki bu dar ve de zor dönemlerde yine Yüce ATATÜRK'ümüzden güç alalım :
"Başarılarda gururu yenmek, yıkımlarda ümitsizliğe direnmek gerekir."
Sabırlı olalım, dayanışalım örgütlü olalım; "Bu da geçer, bu da geçecektir.." diyelim..
Emperyalizm ve sömürgecilik hiç kuşku yok yeryüzünden yok olacaktır.
Kemal Paşa böyle öngörmüştü. Şafak yakındır; küreselleştirme ile son şansını deneyen emperyalizm, 21. yy'daki son vahşi çırpınışları içinde.. Sonu yakındır..
Tomris hanım,
Saygıdeğer hanımefendiler;
İnanın bana, güzel günler göreceğiz..
Yüce ATATÜRK'ümüzün aydınlığını ülkemizden ve yeryüzünden silecek bir güç yok ve olmayacak.. İniş çıkışlar olabilir, bunlar da bizlerin ders alması ve
O'nun aydınlık yoluna daha da bilinçle sahiplenmemiz için bir tür sınavdır.
Bu kadim sınavı da kazanacağız.. Ha gayret, dik-vakur duralım.. Düşmanları sevindirmeyelim..
Sevgi ve saygı ile, dayanışma ile...
08.06.2010, Ankara
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği) Uzmanı
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Genel Başkan Eski Yard.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
Ahmet SALTIK: Deniz'e, Yusuf'a, Hüseyin'e !.. - Prof. Dr. Ahmet SALTIK |
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Deniz’e,
Yusuf’a,
Hüseyin’e !
“...
Biz önemli değiliz,
Bir şey önemlidir ki, Türkiye !
Türkiye’yi sevelim !
... ”
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan..
“3 Fidan”ın idam edilişlerinin 38. yılındayız..
6 Mayıs 1972.. sabaha karşı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan,
Ankara Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'nin verdiği kararı Meclis'in onaylamasıyla idam edildiler.
Deniz 24, Yusuf 23, Hüseyin 22 yaşındaydılar.
Ben de Hacettepe’de tıbbiye’nin 1 nci sınıfındaydım. 19. yaşımı sürüyordum.
3 ay önce, 12 Mart 1971’de askeri muhtıra verilerek Süleyman Demirel hükümeti düşürülmüş
Ve tüm ülkede sıkıyönetim ilan edilmişti...
Onlara “anarşit” diyordu ortalama yurdum insanı.
Gerçekte de “anarşist” ler miydi bu insanlar? Ülkeyi karıştırma amacı mı güdüyorlardı?
Egemenler ve araçları, gazeteler, radyolar ve devletin TV’si TRT öyle diyordu !
“Baş”larına büyük büyük ödüller ilan ediliyordu...
Yurttaş, bol sıfırlı rakamları bulan ödüllerle “sayın muhbir vatandaş” olmaya kışkırtılıyordu.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Sayın Bedri Baykam’ın aşağıdaki yazısını aynen paylaşıyorum ve kendisini kutluyorum..
Türk Ulusu bu cenndereyi de kırmayı başaracaktır. Meşru savunma ve mücadeleye devam..
Prof. Dr. Ahmet SALTIK, 28 Nisan 2010, Ankara
SİZLER, HEPİMİZ ADINA ORADASINIZ…
Bedri Baykam, Cumhuriyet, 27 Nisan 2010
Sevgili dostlarım!
Sizler Silivri’de her gün, hak etmediğinize inandığımız bir esaret yaşıyorsunuz. Cumhuriyetin temel değerlerini ödünsüz ve kararlı şekilde savunduğunuz için bu ülkenin tüm Atatürkçüleri adına orada bulunuyorsunuz. Sizler kendi çıkarlarınızı düşünerek bir yaşam sürdürmediniz ve yalnız bu ülkenin geleceği adına ömür tükettiniz. Hayatının tamamını çıkar ilişkilerine gömülerek iktidar yağcılığı ile geçinenler bu tavrı tabii ki anlayamazlar.
Sizler, tarihin en değerli sayfalarına yazılacağınız için oradasınız! Gerçeklerin su yüzüne çıkacağına ve beraat edeceğinize tabii ki inanıyoruz. Ama Silivri’de ailelerinizden ve rkadaşlarınızdan uzakta geçirdiğiniz her dakika onarılması mümkün olmayan bir hasar bırakıyor arkada…
Her gün, farklı ideolojik konumlardan her insan, ister Atatürkçü, ister liberal, ister şeriatçı, akşam evine gidiyor, ailesine, sevdiklerine kavuşuyor, istediği programları izliyor, gündüz özgürce satın aldığı kitapları okuyor. Sizler ise ancak yaşayanın bileceği kısıtlamalarla bir kutuya hapsedilmiş yaşıyorsunuz. Kısıtlı yayın ve kitaplara ulaşabilerek, bilgisayar ve internet gibi çağımızın ana haberleşme ağlarının getirilerini yok denebilecek derecede az kullanarak, çocuk ve torunlarınızın ancak fotoğraflarıyla yetinerek bir ortaçağ kavanozunun zaman ötesi oyununa esir düşmenin dramını yaşıyorsunuz.
Davanızı izlemeye geldiğimizde kaç kere öğlen yemek arasında sizlere ancak 10-15 m mesafe yaklaşıp uzaktan sevgi ve dayanışma hareketleriyle yetinmek durumunda kaldığımızı, ve bunun nasıl us ve çağ dışı bir hüzne neden olduğunu orada bulunmamış insanların anlaması mümkün mü? Sizlerin durumuna gereken tepkileri veremeyen “meslektaşlarımız”a haklı olarak şaştığınızı biliyorum!
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
Ahmet SALTIK: Kamu Oyuna Ve İnsanlığa !.. - Prof. Dr. Ahmet SALTIK |
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Konu : Danimarka’daki balık kırımı hakkında ... ( fotoğraflar ektedir..)
Çocukluktan gençliğe / erginliğe adım atmanın kanıtlanması böylesine utanç veren bir kırımla mı ( katliamla mı ) olabilir ?
Bir şiir yazması, bir kompozisyon düzenlemesi, bir resim yapması, bir sportif ürün sergilemesi, geleceğe mektup yazması, ağaç dikmesi, bir hayvanı sahiplenmesi, bir huzur evine-çocuk yuvasına minik katkılar vermesi, bir anısını-dileğini dile getirmesi, bir konser vermesi, şarkısını söylemesi, dans etmesi, Boğaz kıyısında ya da Baltık Denizi kıyılarında temizlik yapması, bir Dünya klasiğini okuyarak özetlemesi, bir engelliyi tekerlekli sandalyesi ile kısa süre dolaştırması, bir görme engelliye dilediği bir metni okuması, bir bebeğe ninni söylemesi, bir psikiyatri kliniğini, bir tutukevini ziyaret etmesi, Hyde Park benzeri serbest kürsülerde bir söylev vermesi, evrendeki olası öbür uygarlıklara bir ileti kaleme alması..
Ne bileyim ben ?
Daha kaaaaç güzel davranış örneği sergilenebilir..
Bu ölçüde bir balık katliamı ancak ve ancak ölçüsüz utanç duyulabilecek bir önlem olabilir.
Bu utanç, söz konusu iğrenç ritüeli düzenleyenleri boğmakla kalmaz.
Ben de müthiş bir utanca batarım...
Çünkü ben insanım !
Bu "stigma"yı sergileyen "bir bölüm" Danimarkalı içinde hiç mi zerrece sağduyulu yoktur ?
Hani kendileri uygar ve gelişmiş Batı idi ?
Salt teknoloji midir gelişmişlik ?
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
DUYURU: Aydınlanma Toplantıları ! |
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
ADD Genel Başkan Eski Yardımcısı ve
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Ahmet SALTIK’ın Nisan 2010 Aydınlanma Etkinlikleri
31 Mart 2010 : CHP Çankaya İlçe Başkanlığı, “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı : Sağlığa Son Darbe!”
(Saat 15.00 – 17.00)
05 Nisan 2010 : Radyo Time, Tarsus, “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı” (Saat 10.00 – 11.30)
05 Nisan 2010 : Mersin Çağ Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Görsel Konferans
“Atatürk’ün Sağlık Politikası ve Günümüz” (Saat 12.20 – 13.30)
05 Nisan 2010 : Adana ADD ve Adana Tabip Odası, “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı : Sağlığa Son Darbe!”
(Saat 15.00 – 17.00)
05 Nisan 2010 : Tarsus Güney TV, “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı : Sağlığa Son Darbe!”
(Saat 22.00 – 23.30)
06 Nisan 2010 : Erdemli Radyo Özel, “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı : Sağlığa Son Darbe!”
(Saat 22.00 – 23.00)
06 Nisan 2010 : Erdemli Radyo Özel, “Türkiye Nereye Sürükleniyor”
(Saat 23.00 – 24.00)
06 Nisan 2010 : Gaziantep Tabip Odası ve İP, “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı : Sağlığa Son Darbe!”
(Saat 18.00 – 19.30)
15 Nisan 2010 : MMC TV, İst. Teflonla katkı, “Bursa’da 4 kuzenini internetten pazarlayan amca…”
(Saat 20.10 – 20.30)
17 Nisan 2010 : CHP Altındağ İlçe Başkanlığı, “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı : Sağlığa Son Darbe!”
(Saat 14.00 – 16.00)
20 Nisan 2010 : Ulusal Güçler Birliği – Kuvvayı Milliye Topluluğu. “
“Ulusal Egemenlik, Atatürk ve Günümüzdeki Anlamı” (Saat 19.00 – 19.40)
22 Nisan 2010 : CHP Çankaya İlçe Başkanlığı, “KüreselleşTİRme ve ATATÜRK”
(Saat 17.00 – 19.00)
23 Nisan 2010 : Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu, “Ulusal Egemenlik ve
Günümüzdeki Anlamı” (Saat 13.30 – 15.30)
24 Nisan 2010 : Ulusal Eğitim Derneği, Necatibey Cd. 13/13
“Ulusal Egemenlik ve Günümüzdeki Anlamı” (Saat 14.00 – 16.00)
Katılmanız, Duyurmanız dileğiyle..
Sevgi ve saygı ile..
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
KÜRESELLEŞtirME SÜRECİNDE
İŞÇİ SAĞLIĞI ve İŞÇİ GÜVENLİĞİ : NEREYE ?
Prof. Dr. Ahmet SALTIK (www.ahmetsaltik.com)
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Anahtar sözcükler : Küreselleşme, işçi sağlığı-güvenliği, meslek hastalıkları, sömürü, liberallaşme, emek
G i r i ş :
DSÖ’nün düzeltilmiş Küresel Hastalık Yükü verilerine göre, çalışma yaşamında iş kazası ve meslek hastalıkları,
malnütrisyon ve güvensiz seksten sonra 3. sırada DALY kaynağıdır. Küresel gelirin % 5,4’ü bu hastalık yükü yüzünden yitirilmektedir (Takala, 2009). Buna göre, 2008 küresel geliri 65 trilyon $ olduğundan, 3,5 trilyon dolarlık bir Dünya serveti, yetersiz işçi sağlığı-güvenliği ortamı yüzünden yitirilmektedir !
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
AKP planlı ve kararlı olarak Devletin tüm kurumlarını birer birer ele geçiriyor.
Hükümet, TBMM, Cumhurbaşkanlığı, YÖK, bürokrasi, İTO, medya, sermaye yapısı..
Geçtiğimiz yıl Ankara'da "Hakim Savcı Atayan AKP ve İyice Belirginleşen Meşruiyet Sorunu" başlıklı bir konferans vermiştik.. Bugünleri öngörmüş ve uyarmıştık. Türkiye'de ilk kez HSYK'nın tam kuşatma altına alındığını görüyoruz.
İnanılmaz bir baskı uygulanıyor 5 yüksek yargıç üzerinde.
Aslında HSYK'dan Adalet Bakanı ve Müsteşarı'nın derhal çekilmesi,
erklerin ayrılığına dayalı demokrasi için vazgeçilmez koşuldur.
Yargı bağımsızlığı için de "sine qua non" (olmazsa olmaz) bir koşuldur
bu çekilme.
Başbakan RTE hiç çekinmeden, açıkça, anayasa suçu işleyerek
Suriye ziyareti öncesinde Esenboğa havaalanında konuşarak;
"Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda Adalet Bakanlığı'nın çalışmasından başka bir çalışma ortaya çıktı." dedi.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Değerli Okuyucumuz,
Bu gün, 24 Temmuz 2009.. Günümüzden tam 86 yıl önce bu gün, Türkiye Cumhuriyeti'mizin uluslararsı hukuk katında
resmi tapusu olan Lozan Barış Antlaşması bağıtlandı. Fakat bu görkemli başarı hiç ama hiç kolay olmadı.
Ne denli hüzün verici ki, sabahtan akşama gün boyu izlediğim malum TV kanallarının hiçbirinde Lozan Antlaşması'nın
adı geçmedi. Oysa Yüce Atatürk zamanında Lozan Günü bir bayram olarak kutlanırdı.
İşte AB-ABD uyduluğu ve uzantısı medya, iktidar, kurumlar.. vb. nin ülkemizi sürüklediği hazin yer..
Bir ulus, bir halk, tarihte örneği görülmemiş bir anti-emperyalist savaşımı kazanarak küllerinden kendini varedecek,
Yüce ATATÜRK'ün SÖYLEV'indeki uyarısıyla
"..Batılıların yüzlerce yıldır hazırlayageldikleri ve Sevr anlaşmasıyla tamamlandığını
sandıkları ulusumuza dönük büyük bir suikast planının Lozan ile ortadan kaldırıldığı...." bir tarihsel olguyu bile anmayacaklar ve anımsamayacaklar..
Aşkolsun Türkiye'ye !
Helal olsun emperyalist "dost" larımıza, stratejik (Trajik?) müttefikimize..
İşte böyle..
Kurtuluş gününüzü bile size unutturur, anmanızı, tarih bilinci edşnmenizi engelleyerek köklerinizden koparırlar.
Tarih, bu duruma düşürülen milletlerin ve devletlerinin acı yokoluş öyküleriylr dolu..
Kapsamlı makalemizi okuyun; Lozan'ın neden unutturulmak istendiğini, anılmasının engellendiğini anlayacaksıunız.
Uyaralım, anımsatalım :
Lozan Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti'nin hem TAPUSU, hem de TABUSU dur.
Aman dokundurtmayalım..
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
Ahmet SALTIK: Nasıl Bir Yerel Yönetim ... - Prof. Dr. Ahmet SALTIK |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
 |
DUYURU: 12 Ocak 2009 İstanbul Toplantısı Sonrası Basın Açıklaması ... |
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
ADD GYK'nun 12 Ocak 2009 İstanbul toplantısı sonrası basın açıklaması hakkında değerlendirmemizdir..
İlgi : www.add.org.tr/index.php?option=com_content&task=view&id=1815&Itemid=1 adresinde çıkan
ADD geç de olsa kendine geliyor galiba.. Korkunun ecele yararı yok.. Meşru zeminde örgütlü savaşım, hukuk içinde yürütülecektir, yürütülmelidir.. Dün olduğu gibi.. Bu gün de böyle olmalıdır. Eleştirilen / benimsenen olgular sağlam, kamuoyunu ikna edebilecek bilimsel, hukuksal gerekçelere dayandırılmalıdır. Hamasetle ve genel-geçer gerekçelerle kamuoyu oluşturmak olanaklı değildir.
Örn. Kürtçe yayın yapan TRT 6'nin Anayasa'nın hangi maddelerine aykırı düştüğü açık açık belirtilmeli; bu bağlamda ADD sağlam bastığını düşünüyorsa, ve gerekliyse yasa yollarını kullanarak yargıya gitmelidir. Ayrıca: Sözde Ergenekon'un dış kökeni ve AKP'nin misyonu açık seçik konmalıdır. Neleri örttüğü de.. Örn. AKP'nin yarattığı ekonomik krizi (Dikkat; kriz bizim krizimizdir, dış kriz yalnızca ağırlaştırıcıdır ! ),
Ergenekon'un bunu da örtmek üzere dizi film gibi yeni senaryolarla sürdürüldüğünü vurgulamak gerekir. Yine TRT 6'nın Ergenekon toz dumanında ve de yerel seçim öncesi opportünistçe servis edildiğini öne çıkarmak gerekir. ADD açıklamalarının Türkçe'sine, kurgusuna, iletilerin açıklama metninde sıralanmasına ve etkili bir anlatıma
çok özen gösterilmelidir. Bu metinler tarihe malolacak, yüksek nitelikli içerikler olmakla kalmamalı, Türkçe'nin de ustaca kullanımına örnek vermelidir. "Şiar" yerine "ana ilke" "temel ilke" kullanılmalıdır.
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
KONFERANS: AKP'nin Sağlık Politikaları Çıkmazı ... |
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Değerli Okuyucu,
25 Aralık 2008 günü, Düzce Üniversitesi'nin çağrılısı olarak, bu üniversitenin İnsan Hakları Etkinlikleri
kapsamında bir görsel konferans sunduk.
Bilindiği gibi, emperyalist çevrelerce en çok kötüye kullanılan kavramların başında belki de
İNSAN HAKLARI geliyor..
Batı emperyalizminin en çok ayaklara altına aldığı olgu olsa gerek ki, bir tür kollektif bilinaçaltının
dışavurumu örneği olarak, suret-i haktan görünerek bu kavramı kötüye kullanmakta ve
bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri istikrarsızlaştırmak için psikolojik savaş aracı olarak
değerlendirmekten geri durmamaktalar.
Yüce ATATÜRK, güzelim ülkemizin emperyalist işgalden kurtarılmasına öncülük ederek,
neredeyse olanaksızı gerçekleştirmiş ve Türk ulusuna yalnızca özgür bir yurt ve vatan
kazandırmakla kalmayıp, gerçekte YAŞAM HAKKI sağlamıştır. Üstelik kurduğu ülkede
ulus egemenliğine dayalı çağdaş bir Cumhuriyet yaratarak. Halife-sultan olması önerisini
şiddetle reddederek..
Nitekim Büyük ATATÜRK, Söylev'inde Sevr'i tanımlarken bu metnin salt savaşta yenilen
bir ülkeye dayatılan klasik bir Anlaşma olmayıp, tersine, "Batılılar tarafından yüzlerce yıldır
hazırlanan, Türk Ulusunu yok etme amaçlı bir suikast planı" olduğunu özellikle vurgulamaktadır.
Dolayısıyla Yüce ATATÜRK, yeryüzünün en büyük insan hakları öncülerindendir.
Yansılarda da görüleceği üzere UNESCO bu olguyu netlikle saptamaktadır.
Öte yandan, Said-i Kürdi'nin BİLE, 1920'lerde bir Ermeni ve bir de Kürt paşasının Kürt halkına
danışmadan bilinen çevrelerce yönlendirilerek Osmanlı'ya karşı ayaklanasına karşı çıkışı,
emperyalizme maşa olmayı reddedişi de kendi kaleminden aktarılmakta.
Günümüzde Kürt haklarının değil, Batı adına Kürtçülüğün taşeronluğunu yapanlara ibrettir.
Yanıtını çok öğretici olduğunu düşündüğüm bir soru :
Emperyalizm ile işbirliği yapılarakhalklara özgürlük savaşımı yürütülebilir mi?
Ya da, tarih, emperyalistlerin herhangi bir halka özgürlük sağladığına hiç tanık olmuş mudur?
Dolayısıyla Kürt yurttaşlarımızın da
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
CUMHURİYETİMİZ 85 YAŞINDA :
SONSUZA DEK, ŞAN ve
ŞEREFLE YAŞATACAĞIZ !
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Genel Başkan Önceki Yrd.
www.ahmetsaltik.com
G i r i ş :
“Hiçbir kuşkum yoktur ki,
Türklüğün unutulmuş büyük uygar niteliği ve büyük uygar yeteneği,
bundan sonraki gelişmesi ile,
geleceğin yüksek uygarlık ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
“10. Yıl Söylevi” sonunda, 29 Ekim 1933
Yüce ATATÜRK, Cumhuriyetimiz’in 10. yılı kutlama töreninde verdiği 10. Yıl Söylevi’nde,
yukarıdaki dizeleri, özel bir vurgu ile adeta haykırarark dile getirmişti. Çünkü, Osmanlı İmparatorluğu döneminde (1299-1920) 621 yıl boyunca “Türk Ulusu’nun egemenliğine Osmanoğullarınca zorla elkonulmasına” (gasp edilmesine) isyan etmekteydi. 3,5 yıl süren anti-emperyalist Kurtuluş Savaşı’nın (19 Mayıs 1919 - 9 Eylül 1922) görkemli bir utku ile kazanılmasının ardından Lozan barış görüşmelerine Padişah da çağrılınca, isyan etmiş ve artık Saltanat’ın kaldırılmasının zamanının geldiğine karar vermişti.
Bu amaçla TBMM’ye sunulan önerge, 31 Ekim / 1 Kasım 1922 gecesi Komisyonda görüşülmekteydi. Kuşku yok, Saltanat’ın kaldırılması, Cumhuriyet’e giden yolun en önemli adımlarından biriydi.
TBMM Komisyon görüşmelerinin uzatılması karşısında, gece yarısından sonra Komisyona
giderek yaptığı tarihsel “uyarı” konuşmasında aşağıdaki çok açık ve kararlı sözlere yer vermişti :
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
2 Ekim 2008 : AKTÜTÜN Sınır Karakolu Baskını |
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
 |
AYDINLANMA: TÜRK DİLİ, ATATÜRK ve KÜLTÜR EMPERYALİZMİ |
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
TÜRK DİLİ, ATATÜRK ve
Günümüz Kültür Emperyalizmi
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
ADD Genel Başkan Önceki Yrd.
www.ahmetsaltik.com
“Tarih, kralların, generallerin çiftliği değil, ulusların tarlasıdır.
Her ulus geçmişte bu tarlaya ne ektiyse, onu biçer.”
François-Marie Voltaire (1694-1778)
Giriş :
Yazımıza, Yüce Atatürk’ün Prof. Afetinan’a not ettirdiklerinden bir alıntı ile başlayalım :
· “Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay
olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.
Bir de Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği
nihayetsiz felâketler içinde ahlâkını, an’anelerini, hâtıralarını, menfaatlerini,
kısacası bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde muhafaza
olunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”
(Afetinan, Türk Dili Degisi, Sayı : 182, 1966 syf. 90, 1931)
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
ÖRTÜLÜ FAŞİZMDEN AÇIK İSLAMİ FAŞİZME : |
 |
|
 |
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
ÖRTÜLÜ FAŞİZMDEN
AÇIK İSLAMİ FAŞİZME :
NAM-I DİĞER
“ILIMLI İSLAM”
REJİMİNE Mİ ??
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Genel Başkan Önceki Yrd.
www.ahmetsaltik.com, 24.09.08
· “Ergenekon operasyonu” 9. dalgasında da ülkenin bir bölüm
yurtsever aydınlarını med-cezir örneği kabarıp sönümlenmesi gibi
içine aldı, yuttu.. Dahası, bizde med-cezir doğal-zararsız olayı ötesi,
karanlık madde çağrışımı yaptı. Bir anlamda psikolojik savaş
muradına eriyor. Bizim gibi iyi-kötü mürekkep yalamış ve yaşı
yarım yüzyılı devirmiş ülke yurttaşlarını bile terörize edebiliyor,
denetlenebilse de kaygı-endişe sürecine sürükleyebiliyor.
Kuşkusuz kişisel bağlamda değil, ülke adına makro plan ve ölçekte..
G i r i ş :
Basında izliyoruz, gözaltı süresi 24 saati aşmasına karşın hâlâ ifadesine
başvurul(a)mayan “şüpheliler” var.
“.. ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece
katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlediği.. “ daha
1. maddesinde vurgulanan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası,
2005 başından bu yana, Ülkemizde ceza yargılamaları rejimini
AB’ye uyum sürecinde düzenlemekte.
Bu yasa 2/a) maddesinde; “Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında
bulunan kişiyi,”.. ifade eder.. demekte (İngiizce “suspect” in çevirisi).
Devamı için tıklayınız
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
SİVAS KONGRESİ’nin 89. Yılı : Ne Mutlu Türkiye’ye ! |
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız. |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
|
|